|
Kastamonu'da
halen fiziken varlığını sürdüren ve çoğunda
ikamet edilen 534 adet tescilli konak
vardır. Aslında bunların hepsine "konak"
demek kanımızca doğru değildir. Zira, bir
Türk evinin, konak sıfatını hakedebilmesi
için, kalabalık bir aileyi ( 2-3 kuşak bir
arada ) barındıran, haremlik ve selamlık
bölümleri ayrı olan ve bunu mimarisinde de
gösteren ( her iki bölümün ayrı girişi gibi
), görkemli bir yapı olması gerekir.
Kastamonu'nun, yüzyıllar boyunca Osmanlı'nın
çok önemli bir eyaleti olması ve Kastamonu
kent merkezinin de bu idari ve ekonomik
yapının merkezi olması nedeniyle, bu tarife
uyan konaklar fazlasıyla mevcuttu. Bugün de
günümüze bunlardan bazıları ulaşabilmiştir.
Bunlar, sahibi olan köklü ve geniş ailelerin
ismiyle anılırlar. Örneğin: Keskinler
Konağı, Uğurlu Konağı, Oğuzlar Konağı gibi.
Ancak günümüzde Kastamonu'da varlığını
sürdüren ve yaşları ortalama 100-150 yıl
arasında değişen tarihi ahşap yapıların
çoğu, son derece ince zevkle yapılmış, orta
veya büyük "Kastamonu Evleri" dir. Bunlar
mimari özelliklerini korumuş olmakla
birlikte, içlerindeki hayat, değişen yaşam
koşullarına ayak uydurmuş ve yine sıhhi
tesisat ve ısınma ihtiyaçlarına göre, içte
bazı zorunlu değişiklikler yapılmıştır. Bu
yapıların hızla yıpranması ve onarımlarının
özel izinlere tabi ve çok pahalı olması,
bunlarda yaşayan aileleri zor durumlarda
bırakmakta ve eski ev ve konakların
terkedilmesi sürecini hızlandırmaktadır.
Bugün Kastamonu'da en çok tarihi ev ve
konak, Kale çevresinde ve Kale altından
başlayarak, Nasrullah Meydanı'na ve çarşıya
doğru yelpaze gibi açılan bir bölgede yer
almaktadır. Karaçomak Deresi'nin karşı
kıyısında da eski evlerden oluşan mahalleler
hala mevcuttur.
1960'larla birlikte başlayan imar
hareketleri sırasında, "modernleşme"
gerekçesiyle, kente tarihi görünümünü veren
çok sayıda konak yıkılmış ve yerlerine
yüksek beton binalar yapılmıştır. Son
yıllarda gelişen koruma bilinci ve özellikle
son altı yılda Kastamonu Valiliği'nin
başlattığı 'Tarihi Canlandırma' atılımıyla,
birçok tarihi bina tescillenmiş ve restore
edilmiştir. Bu yapıların hemen hepsi kamusal
işlevler yüklenmişlerdir. Şimdi artık
yapılması gereken, sivil toplumun, kendine
ait yapıları konut, işyeri, vb. gibi sivil
işlevlerle yeniden canlandıracakları yeni
bir atılımın başlatılmasıdır.
|
|